İnternet ekranları üzerinde kullanıcı deneyimini tasarlayan firmalar, gençler ile yaşlıların radikal biçimde farklılaşan kullanım biçimleri arasında bir tercih yapma noktasında olabilirler mi?

it-hate-technology-bite-tablet

Sosyal medya hesaplarımdan takip edenler bilir; bu aralar en yoğun paylaşım ve tartışmalarım, Apple’ın iPhone7 lansmanı ile birlikte kullanıma sunduğu yeni sürüm işletim sistemi iOS10’un kullanıcı deneyimi üzerine.

Geçtiğimiz günlerde iPhone6 telefonuma yüklediğim bu yeni sürümde bir kullanıcı olarak beni zorlayan radikallikte değişiklikler var. Özellikle önceki sürümlerde ekranda parmağınızı kaydırarak kolaylıkla yaptığınız ekran kilidi açma işlevinin iOS10 sürümü ile birlikte her kullanıcının farklı hassasiyette bastığı ve çabuk bozulabilen HOME butonuna aktarılması, bana bir kullanıcı deneyimi hatası olarak göründü ve bu izlenimimi de çeşitli sosyal medya platformlarından paylaştım. Gelen yorumların çoğunda benimkine benzer deneyim sıkıntıları söz konusuydu. “Parmak izimi verirsem sorunun çözüleceği” gibi herkesin benimsemek zorunda olmadığı alternatif öneriler dışında birkaç karşıt yorum da geldi. Hatta bir tanesi “Apple’ın bu değişikliği iPhone7 ve sonrası cihazları düşünerek tasarladığını ve teknolojiyi bilmeyenlerin ise bu durumu anlayamayacakları” şeklinde bir kinaye dolu bir yanıt bile verdi 😉

Kullanıcı deneyimi kavramını “kullanıcılara hiç aşina olmadıkları bir ürün veya hizmeti bile kolaylıkla kullanabilecekleri deneyimi sunabilme uğraşı” olarak tanımlayan ve bu tanıma göre Apple’ın benim gibi bir çok sadık kullanıcısının deneyimini kötüleştirdiğini düşünen biri olarak o yanıt, ilk okuduğumda bana ters hatta biraz da ‘Apple Fanboy’ tepkisi gibi gelmişti. Ancak olayın üzerinde düşünüp biraz  araştırınca farklı yönleri olabileceğini de fark ettim.

Öncelikle Apple’ın bu radikal değişiklikleri yapmasının ardındaki en güçlü olasılık; kullanıcıların kolay kullanım vaat eden parmak izi okuma özelliğine geçişlerini teşvik etmek ve yeni nesil iPhone telefonlarda HOME butonunu kaldırarak ekran yüzeyini genişletmek.

Peki Apple bunu benim gibi türlü nedenlerle parmak izi vermek istemeyenlere rağmen yapabilir mi? Evet.

Neden? Çünkü bu profile uyan bizler, büyük olasılık Apple tarafından belki nitelikli ama niceliksiz ve gelecekte kendileri için ayakbağı olabilecek bir kitle olarak görülüyorüz da ondan.

Bu ne demek? Apple ve benzeri İnternet firmaları, yeni ve eski kuşaklar arasında giderek farklılaşan kullanım biçimleri nedeniyle artık stratejik bir profil önceliklendirmesinin eşiğine gelmiş durumda. Bu seçimde, “tüketici bilinci ve mahremiyet hassasiyetleri yüksek, fazlasıyla sorgulayıcı ama dijital becerileri düşük eski kuşak mı yoksa teknolojiye meraklı, İnternet’i yaşam alanı olarak benimsemiş ve dijital becerileri yüksek yeni kuşak mı? sorusunun yanıtı ise çoktan belli. Birkaç sene önce anne-babaların giremeyeceği zorlukta bir kullanıcı deneyimiyle tamamen gençlere yönelik tasarlanan Snapchat ile başlayan trendin önümüzdeki radikal ayrışım döneminde geliştirilecek ürün ve hizmetlerin gençlere yönelik tasarlanacağı acı ama bir gerçek.

Bu bağlamda biz üst kuşaklar için iki seçenek kalacak; Ya kullanıcı deneyimimizi genç kuşağın tercihlerine göre şekillenen ürün ve hizmet dünyasına adapte olacak dijital becerileri geliştireceğiz, ki bunun içine parmak izi vb. mahrem bilgileri ticari şirketlere sağlamak gibi 20. Yüzyıl’da doğup büyümüş bizlere ters gelebilecek normatif değişimler de var; Ya da bu dünyayı toptan reddetmek zorunda kalacağız, ki bu da yaşlılar için özel üretilen büyük tuşlu, büyük harf karakterli ekranları ve acil çağrı butonu olan ‘akılsız’ telefonlar misali sayısı azımsanmayacak bir kesimin ‘yaşlı’ damgasını yemesine neden olacak nitelikte bir dijital ötekileştirme anlamına gelecek.

Bu öngörüm doğru çıkar mı bilemem ve temenni etmem ama halihazırdaki İnternet şirketlerinin kullanıcı deneyimi tasarlayan genç kuşak tasarımcıların, donanımcıların ve yazılımcıların da bu durumu doğallıkla benimseyen ve bunda sorun görmeyen bir anlayışta olduklarını da göz önüne alırsak durum, benim gibi orta yaş üstü kitle için pek iç açıcı değil :/

2008 yılında Oscar ödüllerini süpüren “No Country for Old Men” filmindeki gibi, dijital dünyada da “İhtiyarlara yer yok”

 

Kaynak: İsmail Hakkı Polat 

Pin It on Pinterest